
Kahvemizi bugün Osmanlı döneminde kurulan ilk kütüphanede içmeye karar verdik. Dün hatırlarsanız, kahve molası zamanı Bizans’ta soluklanmıştık.
İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed, Pantokrator Manastırı’nın üst katındaki papaz odalarının yerine Zeyrek Medresesi’ni, ardından Ayasofya Medresesi’ni yaptırmıştı. Bu atılımların önemli bir amacı vardı. Fatih için İstanbul sadece bir idari merkez değil, aynı zamanda bir kültür merkezi de olmalıydı. Bu sebeple fetihten hemen sonra yapılan ilk binalardan biri olan Beyazıt’taki Eski Saray aynı zamanda şehrin ilk kütüphanesi olarak da kullanıldı.
Fatih, Manisa’dan Edirne Sarayı’na götürdüğü kitapları, el yazmalarını ve çeşitli koleksiyonları Eski Saray’ın tamamlanmasıyla birlikte buraya taşıttı ve kütüphane daha sonra Topkapı Sarayı’na nakledildi. Osmanlı dönemi İstanbul’unun ilk kütüphanesi olan Saray Kütüphanesi’nde Fatih zamanındaki mevcut kitap sayısı hakkında kesin bir bilgi yok. Lakin kütüphanenin II. Beyazıt devrinde, 1502 yılında hazırlanmış o dönemin en ayrıntılı kataloğunda 5.700 cilt içinde 7.200 eserin künyeleri mevcut.
Saray kütüphanesinde yazmalar, belgeler ve kitaplar dışında Grekçe, Latince, Ermenice, Süryanice, İtalyanca ve İbranice yazılmış yazma eserler de bulunuyordu.
İstanbul’da halka açık ve ödünç kitap veren ilk kütüphanenin ise 1459’da Eyüp Sultan Külliyesi içinde kurulduğunu hatırlatalım. Belki bir gün kahvemizi orada içeriz.