
Kahve Molası’nda bugün, 139 yıl önce 4 Ekim’de, Paris’ten İstanbul’a 40 yolcusuyla ilk seferini yapan Orient Express’ten, tanıklık ettiği tarihi olaylar ve ilham verdiklerinden bahsetmek, geçmişe doğru bir yolculuğa çıkıp kahvelerimizi birlikte yudumlamak istedik.
Her lokomotifi farklı dekore edilmiş, lüks tasarımıyla dikkat çeken trenin ilk seferinde seyahat eden The Times yazarı Edmond Abount, tren için “Sadece saraylarda rastlanabilecek bir lüks anlayışının raylar üzerinde giden emsali,” demişti.
Paris’ten hareketle Viyana, Budapeşte, Belgrat ve Sofya’dan geçerek İstanbul’a gelen tren, tarihin en zorlu dönemlerinde birçok diplomatı, elçiyi, siyasetçiyi ve edebiyatçıyı taşıdı. I. Dünya Savaşı boyunca sefer yapmayan trenin 2419 numaralı vagonunda Versay Antlaşması imzalanmış, barış sonrası Fransa’nın müzeye koyduğu vagon, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Hitler tarafından yaktırılmıştı.
Tren, 2 aylık yolculuğu 80 saate indirerek ulaşımın yanısıra kültürlerarası etkileşimi artırmasıyla da önemli bir yere sahipti. İstanbul’a edebi ve mimari alanda yeni ekoller taşınıyor, halk çağdaş dünyayı daha yakından tanıyordu. İstanbul’a gelen yolcuların konaklaması için Osmanlı’nın Levanten mimarı Alexandre Vallaury’nin yaptığı Pera Palas’ın da yarı mülkiyetini satın alan tren işletmesi, şehrin sosyal kültürü ve eğlence anlayışını değiştiriyordu.
Orient Express, ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin 1934’te yayımladığı Doğu Ekspresi’nde Cinayet adlı kitabına da konu oldu. Kitap, beyaz perdeye ilk kez Sidney Lumet tarafından 1974’te uyarlandı. 2017 yapımı Kenneth Branagh’ın yönettiği ikinci uyarlamanın Türkiye’deki ön gösterimi ise oyuncu kadrosuyla birlikte Sirkeci Garı’nda gerçekleşti.
Hayatlarımıza giren yeni ulaşım araçlarının Orient Express’e olan ilgiyi azaltması nedeniyle 27 Mayıs 1977’de son seferini yapsa da 2009 yılından itibaren her yıl eylül ayında Orient Express hattında sembolik bir sefer düzenleniyor.