
Bugün kahvelerimizi Beyazıt’ın Kedili Kütüphane’sinde içelim ve bu ismin kütüphaneye neden verildiğinden bahsedelim istedik.
Abdülhamid’in çabalarıyla restore edilen Beyazıt İmareti’nin 6 kubbeli bölümü, Kütübhâne-i Umûmî-i Osmanî olarak 1884’te hizmete açıldı, 1961’de ismi Beyazıt Devlet Kütüphanesi oldu.
Kütüphane; kitapları, el yazmaları, antik eserler ve tarihi belgeleri kadar kediler ve onlara her zaman arka çıkan kütüphane müdürü İsmail Saib Sencer ile meşhurdu.
1873’te Erzurum’da doğan İsmail Saib Efendi, memur bir babanın çocuğu olarak İstanbul’a gelmiş, esaslı bir eğitimden sonra 1895’te kütüphanede memur olarak göreve başlamış ve burada müdür olmuştu.
Entelektüel birikimi ve farklı kişiliğiyle yaşadığı döneme damga vuran İsmail Saib, Kedilerin Babası olarak anılıyordu. Kütüphaneyi kedilere açan, onların bakımı için maaşının nerdeyse tamamını harcayan kedi aşığı bir insandı.
Aile dostu Raşit Özdenay, İsmail Saib Efendi’yle ilgili bir söyleşide şunları söylemiş: “Rahmetlinin kedileri de hafızası gibi meşhurdu. Kedilere olan sevgisi bilindiği için herkes artık bakmak istemediği sakat, hasta kedisini Bayezid Kütüphanesi’nin bahçesine bırakırdı. Kedi sayısının 100’ü aştığı zamanlar olurdu ve bu sebeple Bayezid Kütüphanesi’ne Kedili Kütüphane de denirdi. Kedilere bakmak için ne gerekiyorsa yapar, her gün bir leğen ciğer, bir leğen süt, bir leğen de su verirdi. Kitap okurken omuzunda mutlaka birkaç kedi uyurdu. İsmail Saib’in çevresi geniş olduğu için hasta kedilerinin tedavisini de profesörler yapardı. Kedilerine çok düşkün olduğu için aç kalabilirler korkusuyla dostlarının davetlerine bile gitmezdi.”
Müdürlüğü zamanında bir gün, Ankara’dan kütüphaneye bir miktar ödenek gönderilir ve bu parayla zehir alınması, kütüphanedeki farelerin itlaf edilmesi istenir. İsmail Saib bunu yapmaz ve kedilerine bu parayla ciğer alıp bir güzel ziyafet çektirir. Hakkında açılan tahkikata da aldırmaz.
1940’ta yaşamını yitiren İsmail Saib’in ardından kediler bir süre öksüz kaldı. Neyse ki Cerrahpaşa’da yaşayan bir hanımefendinin konağına taşınmış olmaları bilgisi, bugün kahvelerimizi keyifle yudumlamamızı sağlıyor.