
İstanbul’un ilk mahalleleri adlarını çoğunlukla o bölgelere yerleştirilen fetih gazilerinin isimlerinden almış. Bu arada Bizans dönemine ait bazı isimler de korunmuş.
Dükkânlar ve bazı evler Bizans halkına verilmiş. Hamam, han, konutlar da cami, okul gibi sosyal kurumlara bırakılmış. Geriye kalan evler de gazilere verilmiş.
Fatih Sultan Mehmed, iskân ve inşa politikası çerçevesinde mahallelerin oluşumuna titizlikle eğilmiş. Bugün Beyazıt ile Süleymaniye Camisi arazilerini içine alan, İstanbul Üniversitesi büyük kampüsünün bulunduğu alan olan Saray-ı Atik Amire mahallesi inşası ile yerleşim çalışmalarını hızlandırmış.
Fetihten sonra şehre iskânı artırmak için arazi ve binaların mülk olarak verileceğinin ilanı üzerine çeşitli yerlerden gelen ahali, kira veya satın alma yoluyla metruk evleri işgal, harap ve boş yerleri iskân ederek mahalleler oluşturmuşlar.
Evliya Çelebi‘nin yazdığına göre Karaman ve Konya’dan gelenler Fatih’e, Aksaray’dan gelenler Aksaray’a, Bursa’dan gelenler Eyüp’e, Çarşamba’dan gelenler Sultan Selim ve Çarşamba’ya, Araplar Tahtakale’ye, Kırım’dan gelenler Şehremini’ye, Eğridir’den gelenler Eğrikapı’ya, Tireliler Vefa’ya, Arnavutlar Silivrikapı’ya, Trabzonlular Beyazıt’a, İzmirliler Galata’ya, Sinop ve Samsunlular Tophane’ye, Kastamonulular Kazancı Mahallesi’ne, Üsküplüler Üsküplü Mahallesi’ne, İç Anadolulular Üsküdar’a, Edirne’den getirilen Yahudiler Eminönü’ye, diğer Yahudiler Hasköy’e yerleştirildiler.
Fetih sırasında saklanan ve Galata civarına göçen halkın, şehrin ilk Rum mahallesini oluşturduğunu da ekleyelim.