
Ayasofya ve Yerebatan Sarnıcı yakınlarında kurulan, halka açık olmayan İstanbul’un ilk kütüphanesi ilk durağımız.
Bizans döneminde belgelerin malzemesi papirüstür. Ne var ki papirüslerin zamanla bozulmaya başlaması I. Konstantin’i kaygılandırır ve papirüsten parşömene geçilir. Konstantin’in varisi II. Konstantin daha büyük bir adım atar ve Konstantinopolis’in ilk imparatorluk kütüphanesini kurar.
II. Konstantin sayesinde, İstanbul’un ilk kütüphanesi olan Konstantiniye İmparatorluk Kütüphanesi MS 335’te kurulur. Bugün sahip olduğumuz Yunan klasiklerinin çoğunu, Konstantinopolis İmparatorluk Kütüphanesi’nden kalan Bizans kopyalarına borçluyuz.
Kaynaklar kütüphanenin 100.000’den fazla eski metni barındırdığını söylüyor. Kütüphanedeki kitapların bir kısmının 473 veya 475’teki büyük bir yangında yok olduğu iddia ediliyor.
13. yy başlarında (1204-1205) Konstantinopolis’in IV. Haçlı Seferi’nde düşmesinden sonra, kentin Franklar ve Venedikliler tarafından yağmalanması sonucunda kütüphane de büyük zarar görmüş ve birçok belge kaybolmuş. Fetihten sonra ise Osmanlılara kütüphaneye ve kaynaklara dair maalesef pek bir şey kalmamış.
İstanbul’da yaklaşık 1000 yıl boyunca değerli Antik Yunan ve Latin metinlerini korumuş bu mabedi hayal etmek bile heyecan verici.