
Dostlarımızla yaklaşık altı asırdır İstanbul’da birlikte yaşıyoruz. 17. yy başlarından 18. yy sonlarına dek çizilen gravürlerde, 19. yy’dan itibaren fotoğraflarda görüyoruz ki sokaklarımız kedilerle, köpeklerle, kuşlarla bütünleşmiş.
Dört Ayaklı Belediye: İstanbul’un Sokak Köpekleri adlı çalışması için her zaman Ekrem Işın’ı minnetle anıyoruz. İstanbul’un fethinden Tanzimat’a uzanan süreçte, şehrin değişiminden, dönüşümünden en çok etkilenen dostlarımızın hikâyesini bize anlattığı için.
Dostlarımız için altın çağ olarak kabul edilen Tanzimat öncesi dönemde yaklaşık 100 bin köpek İstanbul’da yaşıyordu. İnsanlar nasıl yaşadıkları yeri sahiplenirse köpekler de yaşadıkları ve barındıkları mahalleleri sahiplenirlerdi.
Mahalle aralarında küçük barınaklar ve çeşmelerden su içebilmeleri için yalaklar yapılırdı ve bazı hayvanseverler hemşehri oldukları dostları için vasiyet bırakırdı.
Modernleşme sürecinde hayatları zorlaşmaya başlayan ve yaşam alanları ister istemez daralan kedi ve köpeklerimiz bugün benzer ilgi ve özene ihtiyaç duyuyor.
Onlarla karşılaştığımızda sadece ikram edeceğimiz mamaya değil, içten bir merhabamıza ve gülümsememize de ihtiyaç duyacaklarını unutmayalım.