
Eski İstanbul’da atların alınıp satıldığı iki önemli at pazarı vardı. Biri Fatih’te diğeri Üsküdar’daydı.
Kaynaklarda, Osmanlı döneminde atların alınıp satıldığı at meydanın Fatih Meydanı’ndan Saraçhane’ye kadar uzandığı görülüyor. II. Mahmud zamanında Asakir-i Mansure-i Muhammediyye için gerekli at ve at malzemeleri bu pazardan sağlanırdı.
Eski Mutaflar, Mıhçılar, Kırbacı, Keserciler, Sırımcılar, Gemciler, Nalbant gibi sokak ve cadde isimleri At Pazarı’nın izlerini yansıtıyor.
Bu alanda sadece atlar ve diğer binek hayvanlar satılmamış. Sokak isimlerinden de anlaşılacağı gibi binek hayvanlarla ilgili her türlü eşyanın alınıp satıldığı ve üretildiği bir yer olmuş.
Sultan Abdülmecid ve devlet erkânından birçok isim bu bölgede çeşme yaptırmış. Bölgede bir de Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan kervansaray bulunuyor. Rum bir vatandaşın işlettiği meşhur kahvehanede dama oynayanların bir araya geldiği, ticaretin yoğun olduğu, 200’e yakın ahır, yüzlerce dükkân ve odanın bulunduğu pazar tarihinde birçok yangına da tanıklık etmiş.
Tarihinde birçok yangın atlatan, fakat 1908’deki Çırçır yangınında tamamen harabeye dönen pazar başka bir yere taşınmış ve 1913’te eski yerine geri gelmiş.
Cumhuriyet döneminin ilk on yılından sonra önemini kaybeden ve zaman içinde unutulan pazar, günümüzde küçük bir meydan olarak kalmış. Kafelerin yer aldığı ve gençlerin uğrak yeri olan meydanda eski günlere atıfta bulunan bronz bir at heykeli bulunuyor.